Devlet Adamı ve Siyasetçi Arasındaki Fark: Menfaatler Paradigması

yazar:

kategori:

   

    Dünya değişiyor 21. Yüzyılın dünyasında fiziksel gelişmelerden daha çok teknik ve bilimsel ilerleyiş hız kazanıyor. Daha da ileri bir seviyeyi ele alırsak bilişim sistemleri ile dünya farklı boyutlarda gözlerimizi kamaştırıyor. 

    Yaşı milyarlarca yılı aşsada şu ayak bastığımız yeryüzü, dünya dediğimiz şu alem hala hiç büyümeyen bir çocuk aslında, huylu huyundan nasıl vazgeçmiyorsa bu hiç büyümeyen çocukta asla kötü huylarından vazgeçmedi. Yeryüzünde birbirini yiyen insanlar, yıkılan şehirler, ülkeler ve hatta devletler vazgeçilmeyen daha doğrusu vazgeçilemeyen o kötü huylar kibir, bencillik, zalimlik ve hepsinin başaktörü, rol modeli insanoğlu…

    Menfaatler hiçbir zaman değişen duygular arasına girmedi insanoğlu zaman zaman birçok kötü alışkanlığından kurtuldu ama menfaatler her zaman var oldu. Menfaatler bireysel hale geldiğinde diğer kişiler bireyin altında ezildi. Ama menfaatler toplumun menfaati haline getirilip refah ve zenginlik paylaşıldığında sorunlar daha kolay çözüldü. 

    Dünyanın menfaatler konusundaki tecrübesi ve geçmişi maalesef hiç iç açıcı olmadı toplumun menfaati yerine bireyler kendi menfaatini ön plana koyduğunda kaçınılmaz savaşlar, iç karışıklar, anlaşmazlıklar ya çıktı ya da bizzat çıkarıldı. Şehirler, ülkeler, devletler yıkıldı. Tüm sayılan bu yapı içerinde kişisel menfaatler yüzünden insanoğlu yeryüzünü gözyaşı ile yıkayıp kan ile boyadı ama aslında ikisinide döken aynı varlıktı iyilerin döktüğü göz yaşı kötülerin döktüğü kanı yıkayamadı.

    Yıllar yılları kovaladı çağlar çağları atladı. Bir arada olmaz denilen insanlar yan yana gelmez gelemez denilen ülkeler birbirlerine göz kırptı. Bu sefer eller gırtlakları sıkmıyordu. Birbirini boğmak isteyen eller artık birbirleri ile kenetleniyordu. Yüzlerde yalandan bir sırıtma ile dillerde aynı slogan atılıyordu. O itici cümle yükseliyordu “Dostluk Göstergesi” ama her şey aslında menfaatler içindi.

    Devletlerin de karakterleri ve kişilikleri vardır. Bu devletlerde ise birçok karakteri ve kültürü yansıtan toplumlar mevcuttur. Devletleri ayakta tutan, besleyen, zenginleştiren ama eğer iyi yönetilmezlerse bir anda o devlete zarar verebilecek bir vazgeçilmezdir toplumlar. 

    Menfaatler bireysel olmaktan daha ziyade toplumun her kesimini ilgilendiren bir anlayışa dönüştüğünde gerçek fayda maksimize edilmektedir. Zaman zaman anlaşmazlık yaşayan insanlar gün gelir yan yana gelebilir birbirine en kötü lafları söyleyen siyasetçiler gün gelir el sıkışabilirler ama bu noktada asıl önemli soru bu bir araya gelme bireylerin mi yoksa toplumun faydasına mıdır? 

    Uluslararası ilişkilerde kalıcı dostluklar ve düşmanlıklar yoktur sadece menfaatler söz konusudur. Her ne kadar bu söz diplomatik ilişkiler için önemli bir parola olsada bu menfaatlerin uygulanışı devlet adamı ve siyasetçi ayrımını bize göstermektedir. 

    James Clarke’in söylediği gibi; “Bir siyasetçinin düşündüğü bir sonraki seçimdir bir devlet adamının düşündüğü ise bir sonraki nesildir.” Bu sözden yola çıktığımızda uluslararası ilişkilerde kurulan dostluklar ve düşmanlıklarda beklenilen menfaati bireyselleştiren kişi siyasetçi, aynı menfaati toplumun geleceği ve gelecek nesillerin refahına dönüştüren kişi ise devlet adamıdır. 

    Bu doğrultuda ülkede yaşayan insanların mutluluğu, kalkınma planları ve her alanda gelişimi için bireysel amaç ve çıkarlar yerine toplumun menfaatleri düşünülmelidir. Toplumun menfaatini sağlarken de toplumda yaşayan bireylere sevgi ile bağlanıp adalet ile hükmedecek devlet adamları gerekir.

Farabi’nin söylediği gibi; “Toplum sevgi ile kaynaşır, adaletle yaşar, dürüst çalışmakla ayakta kalır.”


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir