Covid-19 Salgınına Yönelik Ekonomide Yeni Çözümler Pozitif Beklenti ve Olumlu Yönlendirme

yazar:

kategori:

Cümlelerime meşhur iktisatçı John Maynard Keynes’in sözleri ile başlayacağım Keynes’e göre “Usta bir iktisatçı…bir dereceye kadar matematikçi, tarihçi, devlet adamı ve filozof olmalı…Geçmişin ışığında, geleceği amaçlayarak bugünü çalışmalı. İnsan doğasının hiçbir parçasını, dikkatinin dışına atmamalı…Bir sanatçı kadar soğuk ve dürüst, buna karşılık bazen bir siyasetçi kadar dünyaya yakın olmalıdır.”


Keynes’in yıllar önce ortaya atmış olduğu teori kesinlikle her kelimesine kadar doğru ve tartışılmazdır. Bu düşünce açısından dolayı ki Keynes, düşünceleri ve teorileri ile 1929 Buhranına çözümler üretmiş ve başarılı olmuştur. Zamanın kapitalizmini uçurumdan kurtaran o dur. Bu yüzden sosyalistler ile Keynes’in arası çok iyi değildir. 

Konumuza başlamadan önce böyle bir giriş yapmayı uygun gördüm. Çünkü günümüzde de içinde bulunmuş olduğumuz bu sancılı süreçten çıkış anahtarları da bu teorilerin içinde gizli, sadece ülkeler bu teorileri kendi milli şuurları ile güncellemelidirler…


Evet iyi bir iktisatci olmak iktisadın tüm prensiplerini öğrenmekten geçmez. iktisatçı olmak aynı zamanda iyi bir matematikçi, sosyolog, psikolog, coğrafyacı ve birçok sosyal ve feni bilimlerle uğraşmayı gerekmektedir…


Bu konunun üzerinde niye bu kadar çok durduğumu şimdi anlatıcaklarımla daha iyi anlayacaksınız. Dünya 2020 yılının başından itibaren Covid-19 diye tabir edilen bir biyolojik varlıkla, bir virüsle mücadele ediyor Çinden başlayarak kısa zamanda tüm dünyayı etkisi altına alan bu pandemi birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomiyi derinden sarstı. 


Biyolojik bir virüsün önce insanları evlerine hapsetmesi ile birlikte büyük bir kelebek etkisi kendisini gösterdi. Önce tüketim azlığı ve talep düşüşü ile üretim sistemi çöktü, sonra düşük talep petrolü vurdu. Sonra ise ticareti ilgilendiren tüm ihracaat ve ithalat kalemlerinin ülke ülke dengesi bozuldu. Sonra giriş çıkış yasakları ile turizm sektörü zarar gördü sonra ise beklentilerin olumsuz gelişimi ile tüm finansal piyasalar, döviz kurları ve hisse senetleri olmak üzere birçok sektör derinden etkilendi. 


İşte görüyorsunuz küresel dünyada tüm ülkelerin demir bir zincirle adeta ayaklarından birbirine bağlı olduğu bir süreçte bir ufak virüs domino etkisi yarattı. Biyolojinin iktisatı nasıl etkilediğini gördünüz değil mi? 


Bu sürecin yaşanabileceğini tabi ki ülkeler tahmin edebilir miydi edemez miydi bu konulara girmiyorum çünkü bu cümleden bile bir sürü komple teorisi ortaya atılabilir. Benim amacım bu sarsılan süreçte ülkemizi toparlayabilecek bir yol bulabilmek…


İlk başta dediğim gibi çözümü aslında iktisadi düzenin sarsıldığı bu süreçte iktisadi ilgilendiren ve onu etkileyen bilim dallarının etkisi ile bulmaya çalışacağım. Mesela bir önceki cümlelerimde “Beklenti” ifadesini kullandım. İşte aslında ekonominin en hassas noktalarından birine değindim burada…


Beklentiler şüphesiz bir ekonomik düzenin nasıl işleyeceğini ve ne yöne gidebileceğini bizlere gösteren en önemli gelişmeler bütünüdür. Önemli olan ekonomi içerisinde, daha doğrusu piyasayı oluşturan ekonomik birimler içerisinde beklentileri pozitif tutmak en büyük amaç olmalıdır. Ekonomi ağızdan çıkabilecek tek bir sözden bile nem kapabilecek kadar hassas bir bilim dalıdır. İşte bu noktada piyasa içerisinde bulunan tüm aktörlerin çok dikkatli olması gerekmektedir. 


Küçük bir örnek verelim Covid-19 salgının başlaması ile piyasadaki tüm ekonomik birimlerin ilk günkü  beklentileri şu şekilde idi; “Salgın devam edecek bizler varlıklarımızı güvenli liman olan altına yönlendirelim varlıklarımız orda kalsın” ilk günlerde bu beklenti içerisinde olanlar varlıklarını altına döndürmüşler ve gram altın fiyatları rekor seviyeleri görmüştü. Sonra ne oldu ilerleyen zamanlarda birkaç aşı ile ilgili söylentilerin yayılması ve biraz da hisse senetlerinden zarar görenlerin altın bozması ile birlikte de herkes nakite dönmeye başlayıp altın azda olsa bir düşme eğilimi göstermişti. 


İşte tüm bu yukarıda anlatılan süreçler ekonomik birimlerin beklentileri ile ilgilidir ve ekonominin birçok alanında kullanılır. Burada da iktisadın psikoloji ile ilişkisinin önemini görüyoruz. Bu yüzden yakın zamanda davranışsal iktisat bu kadar popüler olmuştur. 


Türkiye peki bu süreçte ne yapabilir. Ülkemiz Covid-19 nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi ekonomi piyasalarında doğal olarak sıkıntılar yaşayabiliyor. Bu süreci atlatabilmenin en güzel yolu piyasa beklentilerini olabildiğince pozitif tutup yeni bir olumlu kelebek etkisi ile tüm ekonomiye dokunabilmektir. Tabi bunu yapmak o kadar kolay değildir. 


Bunu yapabilmek için öncelikle cümlelerimin başında belirttiğim gibi tüm piyasası okuyabilecek, analiz edebilecek, piyasa aktörleri piyasadan neyi bekliyor ise onları sunabilecek kişilerin varlığı gereklidir. 


Milletin psikolojisine inebilecek toplumun sosyal tutumunu okuyabilecek yıkıcı eleştiri değil yapıcı eleştiriler yapıp çözüm önerileri sunacak ekonomistlerin varlığı gerekmektedir. Maalesef günümüzde youtube dan yayın açıp yandık bittik edebiyatı yaparak spekülasyon ve manipülasyon yapan kendine iktisatçı diyen ama kendine yatırımcı olan birçok şahsiyet vardır. Bunların maalesef Türkiye Ekonomisine zerre kadar katkısı yoktur. 


Siyasiler açısından baktığımız zaman ise hangi partiden olursa olsun bir siyasetçi ekonomi ile ilgili konuşurken kılı kırk yarmalı ve net konuşmalıdır. Ekonomilerinin en büyük baş belası olan “Belirsizlik” kavramını körükleyecek konuşmalar yapılmamalıdır. 


Sonuç olarak bu zor günlerde ekonomiyi ayakta tutmanın en önemli yolu tüm piyasayı pozitif yönlendirebilmek ve bunu yaparken de iktisat ile birlikte diğer sosyal ve fen bilgileri ile uzmanlaşabilmektir. 


(Unutmadan da beklentiler ile ilgili göstergeler olan CDP primi, derecelendirme kuruluşları ve rayting notlarını da görmezden gelmeyelim)


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir