DÖVİZ KURLARININ SEYRİ VE DOLARIN SON DURUMU

yazar:

kategori:
Türkiye’nin son bir
haftada şüphesiz en güncel konusu döviz kurlarındaki artış, daha doğrusu kurlar
içerisinde dolar kurunda meydana gelen artışlar, gencinden yaşlısına hatta daha
önce eline dolar bile almamış olan bir çocuğun bahsettiği ağzından düşürmediği
bir konu ve akıllarda yer edinen bir soru “Ne olacak bu doların hali
?”

Bu soruya kendimce cevap vermeden önce küçük bir
sitem ile başlayayım cümlelerime bir hafta boyunca herkesin adeta bir ekonomist
(!) olduğu bir ortamda çok güzel bir gözlem yapma fırsatı buldum ve tekrar
kendi kendime şu sözleri söyledim bu ülkenin gelecek nesilleri için erken yaşta
eğitim müfredatına finans eğitimi koymak şarttır. Biz iktisadi bilgileri sadece
üniversite çağında bireylere verince bu bilgi bazı beyinlere çok ağır geliyor
ve aynı bu haftada olduğu gibi boş boş yorumlar, gerçeklik ile alakası olmayan
teoriler ve onca şehir efsanesi etrafta kol geziyor.


Şimdi ekonomi ilmine 6 yılını vermiş bu işin
üniversitesini okumuş ve yüksek lisansını yapmış ve ekonomi alanında ulusal ve
uluslararası anlamda çalışmalar sunmuş bir birey olarak düşüncelerimi kaleme
almaya başlıyorum.

Son aylarda her şeyin üst üste bindiği çok
farklı bir dönem yaşıyoruz ekonomik konjonktürde meydana gelen değişimler
ülkemizde tekrar bir seçim atmosferine girmesi ile ekonomik değişkenlerin dip
ve zirve noktalarını belirleyen yeni dalgalanmalara neden oldu. Nitekim bu
süreçte dolar kuru 4,90 seviyelerini görmüş Türkiye Cumhuriyet Merkez
bankasının yapmış olduğu hamleler ile 4,65 seviyelerine geri dönmüştür. 

Döviz kurları ülkemizin ekonomik durumu için son
derece önemli bir gösterge dış ticaretin seyrini, paranın değerini, fiyat
istikrarını ve makro ekonomik göstergelerin seyrini çok kolay etkileyen bir
faktör dür. Dolar kurunu son bir haftada etkileyen ana faktörler yurtiçi ve
yurtdışında meydana gelen ani ve keskin değişimlerdir. Kurlarda meydana gelen
bu değişim TL’nin değeri üzerindeki etkisi de büyük olmaktadır. 

YURTİÇİ NEDENLER

Doların yükselmesine etki eden yurtiçi nedenleri
şöyle sıralayabiliriz. Birinci etken Türkiye’nin 2018 yılında Şubat ayından
Aralık ayı dönemine kadar yapması gereken dış borç geri ödeme tutarının 93,5
milyar doları bulması bu dış borç ödeme işlemlerinin Nisan ve Mayıs aylarında
toplanması ile döviz talebinin yükselmesi kurları yükseltmektedir. (İlgili
tabloyu Hazine Müsteşarlığı kaynaklarından veriyorum Tablo 1)

Tablo.1
2018 (
Şubat-Aralık)
GENEL
TOPLAM
93.501
KAMU SEKTÖRÜ
19.804
ANAPARA
15.181
FAİZ
4.623
ÖZEL SEKTÖR
73.697
ANAPARA
68.759
FAİZ
4.939
KAYNAK: Hazine Müsteşarlığı, Türkiye Dış Borç Ödeme Projeksiyonları

Bununla birlikte çok
değerli Mahfi Eğilmez Hocamızın da dediği gibi Şubat ayı itibariyle reel
kesimin (finans kuruluşları dışında kalan özel kesim kuruluşlarının) döviz açık
pozisyonlarının toplamının 222,7 milyar dolar olması ile birlikte kurların
yükseldiğini gören reel kesim kuruluşlarının kurların daha fazla yükselmeden
döviz açığı pozisyonlarını kapatma istekleridir. Bu doğrultuda ek döviz
talepleri kurları daha da yükseltmektedir.
İkinci etken ise
ülkemizin içerisinde bulunan seçim atmosferidir. Siyasi anlamda seçimlere kadar
olan karışık ortamın dövizlerin üzerinde etki oluşturmasıdır. Seçimlere kadar
bu atmosfer devam edecektir. 

Bir başka etken ise tüm bu kur yükselişleri
gerçekleşirken hane halkının da psikolojik beklentileri doğrultusunda
kurlardaki yükselişi görerek döviz talep etmeleri kurları daha da
yükseltmektedirler. 

YURTDIŞI NEDENLER

Dolar hemen hemen tüm dünyanın kullandığı ve
kabul ettiği bir konvertibilite paradır. Bu özelliğinden dolayı bizim dışımızda
meydana gelen olaylar bu paranın seyrini de değiştirebilmektedir. Son günlerde
endeks değerlerine baktığımız zaman Dolar endeksinde tüm dünyada meydana gelen
bir yükseliş görüyoruz özellikle Euro/Dolar paritesi doların lehine
gerçekleşmektedir. Dolar bu gelişimler doğrultusunda diğer para birimlerine
göre değer kazanmakta TL ise diğer para birimlerinde olduğu gibi bu zaman
sürecinde de değer kaybetmektedir. 

En önemli yurtdışı etkenlerden biri ise finansal
sisteme ve yatırımlara büyük etkisi olan kredi derecelendirme kuruluşlarının
Türkiye’ye yönelik vermiş oldukları kararlardır. S&P, Moodys ve diğer
derecelendirme kuruluşlarının Türkiye ekonomisine yönelik düşük puanları
yabancı yatırımcıları ve bu doğrultuda da döviz kurlarını da etkilemektedir. Bu
kuruluşların hep bir ağızdan söylediği ortak söylem Türkiye bankacılık
sisteminin ve finansal derinliğin tam olarak sağlanamadığı ve bu doğrultuda
meydana gelen güven eksikliğine dayanarak puan düşüşüne karar
vermeleridir. 

Kredi derecelendirme kuruluşlarının daha önceki
yanlı söylemleri ve derecelendirme yaparken tutarsız kararları ve usulsüzlük
söylentileri ile geçmişi olan bu kuruluşların seçim atmosferi içerisinde olan
Türkiye’ye yönelik vermiş oldukları ani karar da çok tartışılır boyutta…(!)

Ekonomi disiplini iki yönlüdür bunlardan birisi
matematikseldir diğer yönü ise psikolojiktir. Birçok ekonomik değişkeni biz bu
iki yönü kullanarak açıklarız. Kısacası tüm bu yönleri görmek ve açıklamak bir
eğitim işidir. Başta yapmış olduğum sitem ekonomiden zerre kadar anlamayan
kişilerin bu konu ile ilgili olarak boş yorum yapmalarıdır. 

Şimdi anlayabilecek kişilere yönelik olarak işin
matematiksel boyutu ve psikolojik boyutundan da bahsediyorum aşağıda vermiş
olduğum grafiklerde belli günlerde dip ve zirve yapan noktaları açıkça görmek
mümkündür. (GRAFİK 1-2)  Mayıs ayının 22.
Gününde başlayan yükseliş trendi 23 ve 24. günde devam etmiş ve az önce
yukarıda bahsetmiş olduğumuz yurtiçi ve yurtdışı nedenlerinin etkisi ile de
4.90 seviyesi geçerek tepe direnç noktalarını kırarak yeni rekoruna imza
atmıştır. TCMB’nin faizler üzerinde yapmış olduğu hamlelerle de tekrar kısa bir
düşüş trendine geçerek 4.60-65 aralığında kur dalgalanmaktadır. Günlük ve aylık
düzenlenen grafiklerde bu sürecin siyasi atmosferde inişli çıkışlı
olabileceğini ve belki de 5 ve üstü seviyelerini görebilmemiz bu ortamda
mümkündür. Düşüş eğilimi bekleyen yatırımcıların uzun vadeli olarak yatırım
kararlarını seçim sonrasına ve gerçekleşecek sonuçlara göre alması mantıklı bir
hamle olacaktır. (GRAFİK 2)


GRAFİK 1.

GRAFİK.2

Kur yükselişlerinin
psikolojik etkisi ve aynı psikolojik beklentilerin kuru yükseltmesi de
mümkündür. Ekonominin en kritik noktası beklentileri yönetebilmek ve buna göre
hamle yapabilmektir. İktisat dünyasında son yıllarda popüler olan davranışsal
iktisat, asimetrik bilgi, Akerlof teorisi, limon teorisi bu anlayışları
yansıtmaktadır. 

En basit örneği Enflasyonun yükseleceğine dair
beklenti içerisinde olan bireyler diyelim ki üretici sınıfı maliyetlerini
karşılamak için ürünün fiyatına ekleme yapar ve fiyatların yükselişi enflasyonu
doğurur yani enflasyon beklentileri enflasyonu ortaya çıkartır. Aynı şey döviz
kurları içinde geçerlidir. Doların yükseleceği söylentisi yayıldığı zaman hane
halkı daha da dolar talep edip kuru daha da yükseltir. 

Psikolojik olarak bireylerin bu noktada dikkatli
olmaları gerekmektedir. Bireye düşen şehir efsanelerine inanmayıp, boş
yorumlara kanmayıp ekonomik hamlelerini düşünerek, tartarak
gerçekleştirmelidir. 

DIŞ MİHRAKLAR VAR MI?

Türkiye gibi gerek coğrafi gerek tarihi zenginliği
ve jeopolitik riski yüksek ülkelerde ve ülkemize yıllarca göz dikmiş boynu
tasmalı sahipleri haçlı kişileri göze aldığımızda dış mihrakın varlığı her
zaman mevcuttur. 15 yıl boyunca ekonomik anlamda hızlı bir değişim ve gelişim
gösteren ülkemizde bu tür oyunların görülmesi normaldir. Dış mihrakın gözünü
korkutacak birçok faktör gerçekleşmiş ama hala eksik yönleri kalmıştır.
Bunlardan biri “Cari Açık” sorunudur bu geniş makasın iki ucunu acil
bir şekilde daraltmamız gerekmektedir. Ekonomik olarak bir diğer geliştirilmesi
gereken ana unsurlar ise Eğitim, Finansal Derinlik, Hukuki Statüdür. Bu
saydığımız süreçler 15 yıl içerisinde gelişim göstermiştir. Ama daha eksik olan
ve yapılması gereken çok daha fazla reformsal hamlelere gerek vardır. 

NE YAPILMALI

1. Öncelikle ülkemizin içerisinde ki seçim
atmosferini sağ salim atlatmalı siyasi istikrarın göstergesi
pekişmelidir. 

2. Hane halkı ekonomik hamlelerini yaparken
kesinlikle söylentilere değil bu işi iyi bilen finansçılardan görüş alarak
hamlelerini yapmalıdır. 

3. TCMB hamlelerini biraz daha zamanında ve
etkin bir şekilde gerçekleştirmelidir. 

4. Ekonomik söylemler güven verici etki
oluşturur ve şeffaf söylemler gerçekleşirse beklentiler olumlu
gerçekleşecektir. 

5. Uzun vadede bireylere kesinlikle finans
eğitimi verilmelidir. 

6. Cari açık problemine neden olan faktörler
(Enerji- Doğal Kaynak) belirlenip bu probleme yönelik olarak kesin çözümler
üretilmelidir.

                                                                         GÜRKAN DANIK/ EKONOMİST


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir