21.YÜZYILIN DÜŞÜNCESİZ HASTA ADAMI

yazar:

kategori:
Gönül coğrafyalarımızdan süzülüp aklımıza gelen cümleleri yazmadan önce Üstad Necip Fazıl’ın şu sözünü bir hatırlayalım “Tutuşturanlar lügat kitabını elime,
Bilsinler Allahtan başka bilmiyorum kelime.” 
Son günlerde küresel dünyanın sözde senaristlerinde bir telaş bir endişe bir korku görüyoruz istedikleri senaryolar gerçekleşmeyince ne yapacağını bilemeyen bu oyun yazarlar düşüncesiz ve mantıksız kararların altına imza atıyorlar gündemin en taze konusu olan Avrupa Birliği parlementosunu Türkiye’ye yönelik almış olduğu kararlar bunun en güzel göstergesi malum parlemento almış olduğu son kararla birlikte Türkiye’ye yönelik müzakereleri geçici olarak durduğunu söyledi. 
Bir noktaya değinmek istiyorum ülkemizde bu konu ile ilgili yorum yapan ve kıyametleri kopartan ve Avrupa olmazsa biz bir hiçiz diyen sözde aydınlarımız(!) bu tür söylemlerde bulunurken maalesef tek taraflı düşünmekten ileri gidemiyorlar. Konuya siyasi bir gözden daha ziyade ekonomik olarak baktığımızda bu sözde aydınlarımızın şikayetlerinin dış ticarete yönelik olduğunu görüyoruz Türkiye’nin Avrupa ile olan ticaretinin %40 oranında olduğunu ithalatının büyük bir kısmının özellikle hammadde ithalatının Avrupa’dan sağlandığını ve AB ile ilişkilerin bitmesi durumunda yurtiçinde ki mal ve hizmetlerin aksayacağını fiyatların alıp başını gideceğini ve Türkiye’nin bir kriz ortamına girebileceğini söylüyorlar 
Yapılan analizleri kesinlikle görmemezlikten gelemeyiz ve yapılan bu analizlere yanlıştır da diyemeyiz ki hepsi baştan sona doğrudur ama tekniği yanlıştır. Bununda nedeni olaylar silsilesine tek taraflı bakmaktan kaynaklanmaktadır. Türkiye’nin Avrupa ile olan dış ticaret oranı %40 ı aşkındır. Ama bu duruma Avrupa yönünden de bakmak gerekir sizce Avrupa bu denli yüksek bir oranda ticaret yaptığı ortağını pazar sahasından çıkarabilir mi? Avrupa Türkiye’den olan kazancını elinin tersi ile itebilir mi ? Hemde AB için tehlike çanlarının çaldığı İngiltere’nin çıkıp gittiği, bazı ülkelerin sağ-muhafazakar kesimlerinin AB’den çıkmaya yönelik referandum önerilerinin sunulduğu bu süreçte Avrupa en büyük pazarı olan Türkiye’yi görmezden gelebilir mi ? Unutmayın ekonomi ilminin en büyük ve en temel kanunları talep ve arza dayanır. Piyasada, talep de bulunan pazarınızı kaybedersiniz sizin yaptığınız arzın ne önemi olur bunu sözde aydınlarımız güzelce oturup düşünsünler bununla birlikte Türkiye kapısının kolunun mülteci kapısının koluna bağlı olduğunu unutmayalım Avrupa kapatacağı kapının kendisi için nelere mal olacağını iyi bir şekilde analiz edip mantıklı kararlar vermek zorundadır.  
Türkiye’nin yapması gereken en önemli hamle ise kendisine yeni ticari ortaklar bulmaya yönelik olmalıdır. Bu doğrultuda Şangay Birliğine yönelik çalışmalar ve sıcak ilişkilerin kurulması ve 2017 yılı için Türkiye’ye eneji kulübünün dönem başkanlığının verilmesi kısa vadede olumlu bir izlenimdir. Ama unutulmamalıdır ki bu birliğin en büyük yönlendiricileri Çin ve Rusya’dır ve bu ülkelerin Türkiye’ye yönelik tutumları çok esnek ve anidir. Yapılması gereken bir zamanlar Turgut Özal’ın karış karış gezdiği Orta Asya toprakların da gerçekleştirmeye niyetlendiği bir hayali TÜRK BİRLİĞİNİ gerçekleştirmektir. Bu aslında hayal değil bir Kızılelmadır. 
Sayın Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ında söylediği gibi biz kararlarımızı alırken Hakkı’n ve Halkın sözüne bakarız Necip Fazıl’ın da dediği gibi bizlere lügat kitaplarını,kendi aldıkları kararları tutuşturup dayatanlar bizim için yok hükmündedir. Biz sadece önümüze bakacağız ve bu 21.Yüzyılın Düşüncesiz Hasta Adamı olan Avrupa Birliği neler yapacak akıbeti ne olacak bunları gözlemleyeceğiz.
GÜRKAN DANIK 


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir