SON BÜYÜME ORANLARININ EKONOMİK ANALİZİ

yazar:

kategori:

Son açıklanan büyüme oranları ile Türkiye ekonomisi %3.8 büyüme oranları ile 2. çeyrektede büyümesini sürdürdü ve 23 çeyrektir büyümeye devam ediyor öncelikle bu büyümenin ekonomik analizini yapacak olursak şunları söyleyebiliriz.  Türkiye’nin enerji ve emtia mallarının büyük bir kısmı dışarıdan sağlanıyor ve üretim aşamasına giren bu ürünlerin ham maddesi ithalat ile temin ediliyor özellikle son dönemlerde petrol ve emtia fiyatlarında ki düşüş İran’a uygulanan yaptırımların kalkması sonucu arz artışından dolayı brent petrol fiyatlarındaki küresel çaptaki düşüşün Türkiye’ye yaradığını söyleyebiliriz bu fiyat düşüşleri Türkiye’ye hem maliyet avantajı sağlamak ile birlikte hem arz yönlü hemde gelir yönlü bir avantaj sağladı. Ve bu çeyrekte açıklanan büyüme oranları beklentilerin üzerinde seyretti. 

Büyüme rakamları ile Temmuz ayı cari açık oranlarıda açıklandı ve bir önceki yılın aynı ayına göre cari açıkta bir artış gözlemlendi.  Bununda en büyük nedeni ise özellikle ABD merkez bankası FED’in faiz oranlarını arttırma yönlü spekülasyonları ve küresel çapta doların değerinin yükselmesi ve Yurtiçinde siyasi istikrardaki son 4 aydaki dalgalanmalar ve artan terör faaliyetlerinin ekonomi üzerinde dezavantajları söylenebilir bu sorunların ayrıca sadece cari açık oranlarında değil bazı makro ekonomik göstergeler üzerinde de etkisi olduğunu söyleyebiliriz. 
Özellikle son açıklanan büyüme oranları ile Türkiye G20 ülkeleri arasında da en fazla büyüyen üçüncü ülke olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin  küresel gelişmelerden nasıl yararlandığını ve fırsatları değerlendirip gelişmeleri kendi lehine çevirdiğini görmekteyiz. 
Ama tabiki küresel düzeydeki bu gelişmelerden daha iyi bir şekilde yararlanılabilinirdi. Özellikle son zamanlarda Türkiye’nin gerçekten eline çok güzel fırsatlar geçti Rusya ile yapılan enerji anlaşmaları Türk akımı projesi,küresel çapta emtia ve petrol fiyatlarının düşmesi,Avrupa ülkelerinde ki ekonomik durgunluk tüm bu gelişmeler bazı yönleri ile Türkiye’nin lehine de olsa Türkiye’nin özellikle 7 Haziran seçimlerinden sonra siyasi istikrarında meydana gelen bir kırılma ve Temmuz ayından itibaren artan terör ve şiddet olayları bu küresel gelişmelerden almamız gereken ve kendi çıkarlarımızı maksimum edecek hamleler yapacak iken tüm bu yurtiçinde ki olumsuzluklar Türkiye’nin önüne geçici bir zamanda olsa engel teşkil etti. 
Küresel piyasalara baktığımızda ABD verileri istenilen düzeylerde gelsede Çin’in Piyasalardaki bulanıklığı ABD merkez bankası FED’in faiz ile ilgili bu ay içerisinde alacağı kararda etkili olacak gibi gözüküyor. Dolar üzerinde ki spekülasyonlar da devam ediyor FED’in faiz arttırımı beklentilerinin devam etmesi kesin bir kararın her toplantıda çıkmaması ve maalesef ülkemiz içerisinde yandık-bittik-mahvolduk felsefesini benimseyenler ekonomi üzerinde olumsuz senaryolar yazmaya devam ediyor. Tüm dünyada bir çok ülke para birimi karşısında değerlenen dolar ülkemizde ki spekülasyon,manipülasyonlarla besleniyor ve TL karşısında değer kazanmaya devam ediyor
 Doğu’ya gittiğimiz de ise İran’ın hisseleri değerlendiriyor İran,üzerinden kalkan yaptırımların kalkması ile arz artışı neticesinde petrol fiyatlarının düşüşü artık küresel anlamda uzun bir süre kalıcı olacak izlenimi veriyor emtia fiyatlarının düşüşü ise hem hammadde hemde enerji ithalatçılarının yüzünü güldürüyor. 
Yaşanan tüm bu süreçte artık Türkiye ekonomisini eleştiri yağmuruna tutmak ülkemize yapılacak en büyük haksızlık olacağını düşünüyorum ülke ekonomisinin 23 çeyrektir büyümeye devam etmesi hem G20 hemde OECD ülkeleri arasında en yüksek büyüme oranlarına sahip bir Türkiye’nin küresel Piyasanın vazgeçilmez bir aktörü olduğunu gösteriyor. Türkiye’nin şuanda yapması gereken hamle ise siyasi istikrarını tam manası ile sağlamlaştırmak,yurtiçi sorunlarını çözmek ve global hamleleri iyi tespit edip ona göre hareket etmek ve bu olumlu trendi devam ettirmek olacaktır. 


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir