İzle, oku, dinle

NÜKLEER SANTRALLER VE TÜRKİYE

yazar:

kategori:


Nükleer santraller şuan ki Türkiye gündeminin en sıcak mevzusu olmakta.Sinop ve Mersin Akkuyuda kurulma aşamasına gelen ve tüm anlaşmaları yapılıp temeli atılma aşamasında olan proje Türkiye gündeminde yerini aldı. Ve bende bu konu bu kadar sıcak iken bir şeyler yazma gereksinimi duydum.

Öncelikle bu çalışmada sizlere nükleer santrallerin çalışma sistemini uzun uzun anlatmayacağım,ki bu konuda araştırma yapan her kişinin uranyum ve toryum reaktörlerinin çalışma sistemini okuduğunu ve anladığını kabul edeceğim. Ben bu çalışmada daha çok nükleer santrallerden elde edilen enerji miktarını istatistiksel bir analiz kapsamına sokacağım. 
Nükleer santraller hakkında çok yorum yapılıyor kimi yorumlar eleştirisel nitelikte kimi yorumlar ise destekleyici nitelikte tabiki nükleer santrallerin ülke ekonomilerine çok büyük yararları olduğu gibi zararlarıda yok değildir. Öncelikle yararlarından bahsedecek olursak uranyum ve toryum gibi ucuz enerji kaynaklarının kullanılması ile dış enerji kaynaklarına bağlılık azalacaktır,ülkelerin teknoloji ve gelişmişlik düzeyi artacaktır, bunun yanında nükleer santraller kömür ve karbon salınımının meydana getirdiği çevre kirliliğine göre daha temiz bir kaynaktır. Olumsuz yönlerine bakacak olursak en bilindik olumsuz yönü şüphesiz radyoaktif serpinti ve kirlenmedir. Nükleer Santrallerden çıkacak radyoaktif atıkların çevreye ulaşımı; rüzgârın ve yağmurun yardımıyla atmosferde taşınması birde denizlere, göllere ve toprağa karışımı şeklinde olur. Doğa olaylarıyla bitki örtüsüne ve sulara karışan radyo aktif maddelerin insan vücuduna ulaşımı kolaylaşmış olur.

Peki nükleer santralleri hangi ülkeler kullanıyor ve enerji üretimlerini ne miktarda ve ne oranda karşılıyorlar aşağıda ki söz konusu grafik dünya ülkelerinde bulunan nükleer santralleri ve bu santrallerden elde edilen enerji miktarını göstermektedir. 

 

Tablolarda Görüldüğü gibi 31 ülkede toplam 437 nükleer santral bulunmaktadır. Tabi ki bu santrallerin hepsi aktif değil bir kısmı aktif ,bir kısmı pasif, bir kısmıda kurulma aşamasında. 

Dünyadaki ilk atom enerji santrali 27 Haziran 1954 tarihinde Sovyetler Birliği ‘nin Moskova kentine 88 km. uzakta Obninsk yöresinde faaliyete geçmiştir.

Dünyadaki ilk nükleer enerji  santraliilk kez 27 Haziran 1954 günü, Sovyetler Birliği’nde, Moskova’nın 88 kilometre uzağındaki Obninsk yöresinde kuruldu. Buradan üretilen elektrik enerjisi, endüstride ve tarımsal işletmelerde kullanıldı. Kullanılabilir kapasitesi, 5 bin KW idi.

Grafikte de görüldüğü gibi şuan dünyada nükleer santrallerden en fazla enerji elde eden ülkeler Fransa,Belçika,Ukranya gibi ülkeler gelmektedir. ABD’nin ise nükleer santrallerden elde ettiği enerji miktarı oranı ise %19 dur. 

Dünya’da nükleer santrallere karşı bir muhalif kesimin olmasının en büyük nedeni şüphesiz Çernobil Faciası olarak bilinmekte bu kaza sonrasında meydana gelen ve dalga dalga yayılan radyoaktif serpinti Türkiye’nin Karadeniz bölgesi yoğun olmak üzere birçok ülkeyi etkileyip kişiler üzerinde gerek sağlık olarak, gerek genetik olarak bir çok rahatsızlığa ve psikolojik sorunlara neden oldu. 

Ama tabiki nükleer santral tüm ülkeler için özelliklede enerji kaynağı olarak yetersiz olan ülkeler için hala bulunmaz bir fırsat olarak değerini koruyor günümüz ekonomilerinde bir çok ülke yenilenebilir enerji kaynaklarına(Hidroelektrik ,Jeotermal,Rüzgar,Güneş Enerjisi vb) yönelsede yinede ülkelerin belli bir zaman aralığına kadar nükleer santral kurma aşamaları bulunmaktadır. Her ne kadar 2011 yılında Japonya’da meydana gelen deprem ve tsunami felaketleri sonucu santrallere zarar gelmesi ile gözü korkan devletlerin yaklaşık 2030 kadar nükleer santral projelerine devam edecekleri gözüküyor     

Aşağıda ki tabloda görüldüğü gibi 2030 yılına kadar yaklaşık 164 adet daha nükleer santral projesi bulunmaktadır. 317 reaktör ise nükleer programlarda adı geçmektedir.

TÜRİYE’DE DURUM NEDİR

Ülkemizde de son zamanlarda yeni kanuni düzenlemelerle birlikte Sinop Akkuyuda nükleer santral çalışmaları başlamış bulunmakta ve çok değil yaklaşık 10 yıla kalmadan Türkiye’de nükleer santraline kavuşmuş olacak tüm bu gelişmeler olurken eleştirisel yaklaşımlar görüyoruz tabiki söz konusu eleştirileri yapanların kesinlikle çok ama çok haklı nedenlerinin olduğunun kanaatindeyim. Ama çok karamsar olmamak çünkü biz yenilenebilir enerji kaynağı olarak zengin bir ülkeyiz ama kullanmada biraz daha kendimizi geliştirmeliyiz. 

Nükleer santraller gerekli önlemler alındığı zaman ve akıllıca kullanıldığı zaman hem çok büyük bir nimet hemde dışa bağımlılığı enerji bakanlığının yaptığı açıklamalara göre 7.2 milyar dolar azaltan bir enerji kaynağı ve korkulanın aksine yeni dünyada yapılan nükleer santraller artık 2. Sınıf kalitede yani eski 1.sınıf kaliteye göre daha güvenli ve daha dikkatli bir şekilde yapılıyor özelliklede Çernobil faciasına neden olan santrallerin 1.sınıf ve eski kalitede olduğu şimdiki yapılan santrallerin buna Türkiye de dahil daha güvenli ve daha dikkatli yapıldı söylenebilir. Özelliklede Sinop’ta yapılan santralinde Uluslararası bir denetleme belge niteliğinde olan ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) raporunu alıp gerekli testlerden geçtiğine dairde kanıt olmaktadır.

Sonuç olarak küreselleşen global bir dünyada yaşıyoruz bu küreselleşme ve serbest ticaret arttıkça hiç şüphesiz rakiplerimizde artıyor ve biz Türkiye olarakta artan bu ticarette bu rekabet ortamına ayak uydurabilmek için bize bahşedilen enerji kaynaklarını en iyi şekilde kullanmalıyız ve değerlendirmeliyiz


Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir